Kudüs Hakkında

Kudüs Notları 1 -Ömer LEKESİZ-Yenişafak Gazetesi Yazarı

İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin İzmir Şubesi’ndeki otuz dokuz arkadaşla Kudüs’teyiz.

Ne zaman bir araya gelsek, muhabbetimizin bir yerinde Kudüs özlemlerimiz uç verir ve bu özlemi hayırlısıyla gidermeyi Rabbimiz’den birlikte talep ederdik.

Gün geldi, Rabbimiz şartlarımızın denkleşmesini ve seferi nasip etti.

Kırkıncı olmanın Fârukî bir yanı var. Onun gibi biri olmanın imkansızlığından kaynaklanan ağır eksiklik duygusu içinde, hemen her Müslüman’ın ondan bir eda, bir renk, bir imge… taşıyabilme ihtimalini ihtimal edebilmenin güzelliği olarak tanımlayabiliriz bunu.

Kırkıncı olmak işte bu bağlamdaki imgelerden biridir. Çünkü Hz. Ömer kırkıncı Müslümandır.

Bir bebeğin hayata tutunabileceğine dair kanaatlerin oluştuğu süredir bu aynı zamanda ki, bebeğin kırklanması da zaten fidelikten fidanlığa geçişinin tescilidir.

Alegorik bir dille söyleyecek olursak, Hz. Ömer’in kırkıncı Müslüman oluşu bir tür bebeğin kırklanma etkisi (töreni) gibidir.

İlk Müslümanların sayısı onunla birlikte kırka eriştiğinde, İslam’ın tebliği de gizlilikten âşikâra çevrilmiştir.

İşte bu nedenle Hz. Ömer, Ömerü’l-Fârukî’dir.

Ömer, ümran kelimesi ile aynı köktendir. Fâruk ise hak ile batılın farkını fark eden, haklı ile haksızı kesin hatlarıyla ayıran demektir.

Kırkıncı olmak Fârukî bir yön taşır da, Kudüs özlemi taşımaz mı hiç?

Bu şehirde birçok cami Hz. Ömer adını taşır; Tekbir Dağı dendiğinde akla hemen onun adı geliverir; Kubbetü’s-Sahra’nın zarfladığı Hacer-i Muallaka’ya değen ilk Müslüman eli onun elidir ki, o el Hz. Peygamber’in Gece Yürüyüşü’nde Muallaka’ya değen mübarek ayak izlerini okşayan ilk eldir.

Kıyamet Kilisesi dendiğinde de Hz. Peygamber’in, “Sezgi diye bir şey varsa, o Ömer’dedir” sözünü, kâmilen tasdik eder şekilde hatırlatan yine ilk odur. “Namazımı burada kılarsam, Müslümanlar burayı camiye çevirirler. O nedenle dışarıda kılayım” diyerek ortaya koyduğu hak gözetici ferasetin, geleceğe demir atan sezginin sahibi de odur.

Başkalarını bilemem ama benim Kudüs özlemim zikrettiğim imgeler, terimler ve filler nedeniyle aynı zamanda Hz. Ömer’e duyduğum özlemdir.

Hicaz’dan kalkıp, deve sırtında Tekbir Dağı’na ulaşan Hz. Ömer’in, oradan Kudüs’e bakarken nasıl bir hal içinde olduğunu hep ama hep merak etmişimdir.

Buraya gelirsem, onun durduğu yeri, duruşunu, Kudüs’e bakışını göreceğime, o anda onun engin aklından geçenlere, kıt aklımla çok az da olsa değebileceğime dair çocuksu bir saplantı kuşatır beni.

Kıyamet Kilisesi’ne doğru yürürken, temsilcisi ve emanetçisi olduğu mümin vakarının çehresine yansıyışına; Hacer-i Muallaka’nın yerini sorarken aslında Hz. Adem’den, Hz. Nuh’tan, Hz. İbrahim’den, Hz. İshak’tan gelecek haberleri gözetişine; Beytü’l-Makdis’teki ilk mescidin yerini belirlerken, Gece Yürüyüşü’nün, namazın, ezanın hatırasını ve daima hatırda kalmasını arzulayışının ona verdiği mutluluğa dokunmak isterim.

Saplantılarım, isteklerim aklımı yaya bırakacak kadar coşunca vazgeçerim onlardan, Kudüs dediğimde Hz. Ömer’i, Hz. Ömer dediğimde Kudüs’ü dilsizliğimde kendime dil ederim.

Muhammed Ali Sallâbi’nin, Hz. Ömer tarafından okunduğunu söylediği şu dizeler, ihtiva ettikleri ışıklı mesajlarla gösterirler asıl istikametimi:

“Hiçbir şey olduğu gibi kalıcı değildir

Sadece Allah bâkîdir, mal ve evlâtlar yok olup giderken

Hürmüz Kralına hazineleri fayda sağlamadı

Niceleri ebedî yaşamak istedi fakat olmadı

Süleyman bile bâkî kalmadı

Rüzgâr, ins ve cin emrine onun verilmişken

Nerede oyalanan krallar

Kapısına sıra sıra heyetler gelenler

İşte orada toplanılacak yer, yalan yok, herkes oraya gelecek

Bir gün muhakkak ama muhakkak.”

(Raşid Halifeler Dönemi 2: Müminlerin Emiri Hz. Ömer, Çev.: Mehmet Akbaş, Ravza Yay., İstanbul 2016).

Sonraki yazımda devam etmek kaydıyla, şimdilik şu kesin kanaatimle tamamlayayım Kudüs notlarımı:

Fârukî bir şehir olarak Kudüs, sadece fiziki bir emanet değil, Allah’ı, Peygamberi’ni ve onların dostlarını sevme ve özleme terbiyesinin edinileceği seçilmiş bir yerdir.

Kudüs Notları 2 Ömer LEKESİZ-Yenişafak Gazetesi Yazarı

Belki de geçmişe dayalı sağlam dostluklarımıza yaslanarak gönüllerini rahatça açabilmelerinden olsa gerek, Eylül’ün ilk haftasında Ruşen Okuma Grubu’muzla, Ekim’in son haftasında ise, çoğunluğu İnsan ve Medeniyet Hareketi İzmir Şubesi mensuplarından oluşan bir gruplayaptığımız Kudüs seyahatinde, kimi arkadaşlarımız eşleriyle, çocuklarıyla gelme konusunda ciddi tereddütler yaşadıklarını, kimileri de “Filistin’deki gündelik hayatın işleyişinden emin olayım onları bilahare getiririm ya da gönderirim” diye karar verdiklerini söylediler.

Gerekçeleri ise aşikar olarak belliydi: İsrail’in, kendi askerlerini, polislerini korumak kastıyla  Eski Kudüs’ün kapılarına x-ray cihazlarını yerleştirmek istemesi üzerine, bunun hemen öncesinde ve sonrasında meydana gelen olaylar hafızalardaki tazeliğini koruyordu.

Özellikle buna karşı eylemlerde İsrail’in orantısız güç kullanmasından kaynaklanan, olumsuz (kadınların, ihtiyarların ve çocukların da muhatap oldukları, çoğu kanlı) fotoğraflar sosyal medyadaki görünürlüklerini korudukları gibi, bunlardan beslenen sosyal medya mücahitlerinin “biz istesek yedi milyon Yahudi’yi tükürüğümüzle boğarız” tarzındaki ucuz (ama her kesimdeki cahilleri ziyadesiyle etkileyerek galeyana getiren) salvoları da henüz güncelliğinden fazla bir şey kaybetmemişti.

Dolayısıyla eşleri ve çocukları konusunda tedbiri gözeten kardeşlerimizin  söz konusu seyahatlerinde fiili olarak (şimdi) tecrübe ettikleri durumla, zikrettiğimiz olayların sıcak etkisi arasındaki irtibatsızlık, uyumsuzluk, daha açık bir söyleyişle büyük çelişki onların yukarıda naklettiğim duygu ve düşüncelerinin itirafını beraberinde getiriyordu.

Peki, fiili olarak tecrübe ettikleri neydi?

En net söyleyişle bu, Kudüs’teki gündelik hayatın, Barselona’nın şimdiki hayatından çok da farklı olmamasıydı.

Evet, Filistin’in birçok şehrinde olduğu gibi Kudüs’te de, gündelik akışın, İsrail askerlerinin şu ya da bu nedenle teyakkuza gelmeleriyle her an değişebileceğine dair yerleşik öngörüye rağmen, hayat kendi mecrasında akmaya devam ediyor ve bu öngörüye bağlı olarak, Filistinlilere ait iki evden birinin kapısından bir şehidin, diğerindense bir yeni gelinin çıkması deyim yerindeyse normal görünüyordu.

“Normal görünüyordu” derken, bunun Filistinliler tarafından İsrail işgalinin kanıksanmış olmasına yorulmaması gerektiğinin de altını özellikle çizmeliyim.

Bu, İsrail devletinin kurulduğu 1948’den başlayarak, İsrail’in 1967’de Kudüs’ü işgaliyle daha farklı, daha kırılgan bir sürece evrilen, topyekün ve fiili itirazda yeni siyasi şartlara, uygulamalara bağlı olarak meydana gelen şekli değişmeyle doğrudan bağlantılıdır.

İsrail, sosyal medya mücahitlerinin tükürükleriyle yıkılmayacağı gibi, Filistinliler de örneğin Kudüs’te, el-Halil’de, Beytlahim’de, Ramallah’ta, Gazze’de (ki, güya bu son dört şehir Filistin devletine ait  şehirleridir) farklı boyutlarda işleyen işgal sürecine kesin itirazlarından vaz geçmeyeceklerdir.

İki tarafta da asıl kanıksanan budur ve gündelik hayatın idamesi de bu gereceğe göre yeniden kurgulanmıştır ve dolayısıyla evlenerek soyu sürdürme duygusu ne kadar normalse, söz konusu itirazın dini, milli asaletine bağlı olarak şehit olmak da o bir o kadar normal görülmektedir.

Bu bağlamda Filistin şehirlerinin ve hassaten  1967’den beri İsrail’in fiili işgali altında bulunan Kudüs’ün, dışarıdaki Hristiyanlar ya da Müslümanlar tarafından ziyaret edilmesinin, dini bir gereklilik ya da ferdi bir arzu olup olmaması bir yana, hayatın gündelik akışı içerisindeki kırılmanın, gerilme istidadının neden, yön ve sonuçlarının iyi belirlenmesine ve bunların dışarıya kendi gerçeklikleri içerisinde doğru nakledilmesine mahsus olduğu aşikardır.

Daha açık bir şekilde ifade edecek olursak: Özelde Kudüs’ün, genelde Filistin’in ziyaretçilerine düşen, bölgedeki gerilime, şu ya da bu yönde kendi yerinde etki etme amacı taşımayıp, bilakis ziyaretleri esnasında bu gerilimi çözmeye mahsus doğru bilgileri bizzat yerinde öğrenmek ve bunları doğru bilgiler olarak dünya kamuoyuna taşımaktır.

Bu çerçevedeki bir tanıklığın ve taşıyıcılığın gerek İsrail gerekse Filistin tarafınca önemsendiğinin altını ayrıca çizmeye hiç gerek yoktur.

Çünkü bölgede (biz kabul etsek de etmesek de) 1917’deki İngiliz işgalinden bugüne sürmekte olan bir meşru mülkiyet mücadelesi vardır ve bu mücadele İsrail’in aynı tarihten beri orantısız bir güçle sürdürdüğü hak ihlallerine, istilalarına, işgallerine ve temellük etme hırsına bitişiktir.

Netice olarak taraflar kendi niyetlerinin, projelerinin ve uygulamalarının dışarıdakilerce de anlaşılmasına ve nakledilmesine ihtiyaç duymaktadır.

İşte Kudüs’ün ve diğer mübarek şehirlerin kendi fiili gerçeklikleriyle, dışarıya yansıtılan gerçeklikleri bu bakımdan çok farklıdır. Teyiden belirtecek olursak, Türkiye özelinde Kudüs’ün ziyaretçilerine düşen, ilgili tarafların durumlarını ve ihtiyaçlarını doğru okumaktan ve nakletmek öte bir şey değildir.

Bu manada, “Mümin müminin derdine derman olmalıdır” ilkesinden hareketle, Kudüs’ün ziyareti bizim için zorunlu bir durumdur ve ziyaret şartları da kimlerin avantajına yorarsanız yorun, dün olduğu gibi bugün de uygundur.

 

Turumuzla İlgili Önemli Notlar;

Genel Şartlar tur programının ayrılmaz bir parçasıdır ve tur programından bağımsız düşünülemez.

Rehberimiz acentamızın onayı ile programda değişiklik yapma ve hava durumuna ve/veya mücbir sebebe bağlı olarak gezi noktalarında bulunan bazı yerleri iptal etme hakkına sahiptir. Turumuza katıla tüm misafirlerimiz bunu kabul etmiş sayılır.

Gezimiz, minimum 40 kişi katılım şartı ile düzenlenmektedir. Yeterli katılım sağlanamadığı takdirde, son iptal bildirim tarihi gezi hareket tarihinden 5 gün öncesidir ve acenteniz tarafından iletilecektir. Yurt dışı turlarımızda %35 ön ödeme ile rezervasyon alınabilmektedir.

Acentamız, hava yolu ile yolcu arasında aracı kurum olup, 28.09.1955 Lahey Protokolü ne tabidir. Tarifeli ve özel uçuşlarda rötar riski olabilir veya mevcut gezi ve uçuş öncesinde saatler değişebilir. Acentamız, bu değişiklikleri en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Yolcu saat değişme riskini kabul ederek geziyi satın almıştır. 0-2 yaş arası çocuklar alan vergisi ve alan hizmetleri bedeli ödemezler.

Tur programında ki oteller tahmini otel listesidir. Bölge müsaitliğine göre aynı standartlarda başka otellerde kalınabilir.3 kişilik odalar, otellerin müsaitliğine göre verilmektedir. 3 kişilik odalarda ilave yatak uygulaması olup, 3. yatak standart yataktan küçüktür. Çocuk indirimleri sadece 2 yetişkin yanında konaklayan çocuklar için geçerlidir. Otellerde sunulan kontinental kahvaltı tereyağı, reçel veya bal, ekmek, çay veya kahve ile meyve suyundan oluşmaktadır. Grup kahvaltıları ayrı bir salonda servis edilebilir.

Pegasus ve Türk Hava Yolları uçuşlarında her kişinin 1 bagaj ve 20 kilo hakkı vardır. 20 kiloyu geçen bagajlar için ücret farkı ödenmesi gerekmektedir. Airarabia Havayollarında sadece 10 kilo el bagajı hakkınız bulunmaktadır. (Harici bagaj için ekstra ücret talep edilmektedir.) Eşli – çocuklu dahi olsa 20 kilo sınırı aşılamamakta ve fark ödenmesi gerekmektedir. Bu sebeple her kişi için 1 bagaj tavsiye edilir. El bagajları maksimum 7 kilo olmalıdır.

Vize ile ilgili önemli notlar;

T.C vatandaşları için vize uygulaması vardır. Liste vizesi alındığından pasaportlara vize vurulmamaktadır. Vize başvurusu için seyahat bitiş tarihinden itibaren en az 6 ay geçerli pasaport ve acentemizden temin edilecek vize başvuru formu doldurulması gerekmektedir. Yeşil pasaport sahipleri içinde vize liste vize alınmaktadır. Vize alınmış olması, ülkeye giriş yapılabileceği anlamına gelmez, pasaport polisinin sizi ülkeye sokmama yetkisi vardır. Bu durumdan Acentamız sorumlu değildir, sorumluluk yolcuyaaittir.

T.C. yeşil pasaportu ile seyahat edecek misafirlerimizin, eğer pasaportlarının alınış tarihi 10 yıldan eski ise; pasaportlarını yenilemeleri gereklidir. Aksi halde gidecekleri ülkeye kabul edilmeyebilirler ve/veya Türkiye’den havayolu firması tarafından uçuşları gerçekleştirilmeyebilir. Böyle bir durumda sorumluluk yolcuya aittir.

Pasaportlara vize uygulanması için karşılıklı 2 boş sayfa zorunludur. Yırtık, yıpranmış, ıslanmış ve/veya benzeri tahribat(lar)a uğramımış pasaportlar nedeniyle ziyaret edilecek ülke sınır kapısında gümrük polisi ile sorun yaşanmaması adına ; anılan pasaportların yenilenmesi ve T.C. vatandaşlarına vize uygulayan bir ülke ise ilgili vizenin yeni pasaportta olması gerekmektedir.

Aksi durumda sorumluluk yolcuya aittir.

İptal edilmiş pasaportlardaki geçerli Schengen vizeleri ile seyahat edilememektedir.

Tura Başlarken;

Değerli Misafirlerimiz Öncelikle Kudüs Turunda firmamızı tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. Sizleri Program süresince faydalı olacağına inandığımız konularda bilgilendirmek istiyoruz.

YURT DIŞI ÇIKIŞ HARCI: Havalimanında katılımcılar tarafından maliye bakanlığı veznesinden 15 TL karşılığında alınacaktır.

BİLETLER: Biletleriniz Elektronik Bilet olup Kontuardaki havayolu görevlisine isminizi verdiğiniz takdirde tarafınıza uçuş kartınız verilecektir. Dış hat ise Uçuş saatinden en az 3 saat önce iç hat ise 2 saat önce havalimanında olmanız gerekmektedir. Dönüş uçak biletinizi seyahatiniz boyunca yanınızda bulundurunuz.

PASAPORT VE DIGER EVRAKLARINIZ: Pasaportunu alamamış Katılımcılarımıza Pasaportları Havaalanında Görevlilerimiz tarafından takdim edilecektir. Pasaportunu firmamıza göndermeyen katılımcılar kimlikleri ile birlikte pasaportları yanında getirmek ve pasaport süresini kontrol etmekle yükümlüdür.

PARA BİRİMİ: Yolculuk öncesine yanınıza USD almanız önerilir Yerel para birimi İsrail Şekeli’dir. (Döviz Büfeleri Serbest Kuru biraz daha yüksek olabilir) İsrail genel olarak pahalı bir ülkedir.

İNTERNET: İnternet paketi ve konuşma paketi alacak misafirlerimizin bu işlemlerini yurtdışına çıkmadan en geç havalimanında yapmasını tavsiye ederiz.

KIYAFET: Yürüyüşe uygun bir ayakkabı ve akşamların serin veya yağmurlu olma durumuna binaen ince bir yağmurluk bulundurunuz.  Tur esnasında kullanmak üzere seccade ve terlik almanız önemle rica ederiz.

SAĞLIK: İsrail’de Türkiye’de bulunan her ilacı veya muadilini bulamayabilirsiniz. Bu nedenle varsa kullandığınız ilaçları reçeteniz ile birlikte yanınıza aldığınızdan emin olunuz. Ayrıca http://www.seyahatsagligi.gov.tr/ adresini incelemenizi tavsiye ederiz.

ELEKTRİK: Tur esnasında gezeceğimiz ülkelerde elektrik prizleri Türkiye ile aynıdır. Yinede Voltajı kontrol ediniz.

YOLCULUK SÜRESİNCE: Havalimanı giriş ve çıkışlarda görevlilerin soru sorması halinde sakin ve sabırlı cevaplar veriniz. Hava sıcaklığı Türkiye’ den 5-6 derece fazladır. Akşam-sabah serindir. Sonbahar ve Kış aylarında yanınızda şemsiye veya yağmurluk bulundurunuz. Çok büyük olmamak kaydıyla video kamera ve fotoğraf makinesi bulundurabilirsiniz. Havalimanında ve başka yerlerde İsrail asker ve görevlilerinin fotoğraflarını çekmeyiniz.

Yolculuğunuzun en az zaman kaybı ile tamamlanabilmesi için grup liderinizin hareket saatleri konusundaki taleplerine özen göstermenizi rica ederiz. Her seyahatte olduğu gibi, kıymetli eşya ve paralarınızın otel kasalarında muhafaza edilmesini öneririz. Kişisel eşyalarınızda hasar, kayıp vs. türü oluşabilecek tüm üzücü olaylarda, grup liderinizin en kısa sürede haberdar edilmesini rica ederiz. Tüm uçuşlarda sigara içilmez. Her uçuştan sonra valiz etiketlerinizi kontrol ediniz. Şehirlerde telefon kartı ile telefon edebileceğiniz ankesörler mevcuttur. Konaklama yaptığımız otellere giriş esnasında otelin kartvizitini almanız tavsiye ederiz.

* T.C Kudüs Başkonsolosluğu Telefon No : 0097225910555

* T.C. Tel Aviv Büyükelçiliği Telefon No: 0097235241101